30 Kasım 2008 Pazar

Imperatore



D'Antoni ilginç koçtur , 94-97 arası Benetton'ı çalıştırdığı yılların sonuna yetişebildim,Denver macerasını ekipman yetersizliğine bağlayarak Phoenix yıllarını anımsıyorum.
Marbury'nin son saniye üçlüğü ile sondan girdikleri play-offlardaki anısı bol S.A Spurs galibiyeti dışında NBA'deki üst düzey mücadeleye günlüğü 20 ytl'den çalışan figüran misali uzak kalan Phoenix Suns,İtalyanın gelişi ile NBA'e ayrı bir soluk getirdi desek itirazı olan olur mu bilmiyorum.
O günlerde üniversitenin ilk yıllarını yaşıyorduk ve geceleri maç izlemek olmazsa olmazımızdı,Kosova ve Kaan abi de farketmiş olacaktır ki o günlerde NTV ve Nba Tv bol bol Phoenix maçı anlatmaktadır,izlerken tek kurabildiğimiz cümle "Aga bu takım yağ gibi akıyor" olmuştur.
Lakin yıllar yılı contender olacak takım bir türlü finale akamadı ve şampiyonluğu geçtim,NBA finali bile göremeden D'Antoni devrini kapattılar(Shaq pota altında saf meşe odunundan gömme dolap gibi durmayıp biraz eski günlerini hatırlarsa belki biraz arıza çıkarabilirler Lakers'a , yoksa isminde final geçen bir seviyeye gelmeleri artık çok zor ,keza ligin en az top kullanan 2. takımı ve savunmaları da hiç öyle uğruna hızlı hücumdan,istatistiklerden vazgeçilecek durumda değil).

D'Antoni şu günlerde,2010 hesapları yapmakta ve takımda kontratı bitmeye yakın malzemeci bile olsa Crawford gibi bir adamı gözü kapalı uğruna takas edebilecek olan Knicks camiası ile %50 galibiyet oranının üzerine çıkmış ve gayet "akan" bir basketbol oynatmakta.Eğer herhangi bir sistemde bir maçta David Lee 37 sayı atabiliyor,Duhon 22 asist yapabiliyor ise burdan İtalyanı selamlamak gerekir.

New York'un 2010 planlarını artık bilmeyen yok,fakat adamların niyeti bozduklarını düşünüyorum, son hamlelerden sonra ve hedeflerinin tek yıldız değil iki yıldız olduğunu düşünüyorum.Lebron James evinde şam fıstığı yiyerek bu haberlerle testis mi geçiyordur yoksa kafasına yatıyormudur bilemem ama New York'un Lebron'u Cavs gibi tepeye oynayan bir organizasyondan koparmak için elinde Chris Duhon veya Manhattan'dan daha iyi bir kozu olmalı.Bu isimde sanıyorumki bizim İtalyan.



p.s : Foto,D'Antoni'nin yeto yıllarında Olimpia Milano'daki oyunculuk günlerinden.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Ağlama , beni de ağlatacaksın..



Sezon açılış maçı öncesi fiks seramoni yapıldı,şampiyon takım anons edildi,yüzükler parmaklarda yerini aldı,şampiyonluk flaması salona asıldı ve bir önceki sezonun 2 yarı-finalisti karşıya geldi.

Lebron ve arkadaşları Boston'ın tarih kokan salonundan bu coşkulu günde bir galibiyet koparır mıyız acaba diye düşünürken,ağlak kardeşimiz Pierce yine sahnedeydi ve geçen seneki Lebron düellosunda rövanşı vermedi.

Kulislerde geçen senenin aksine şampiyonluk favorisi ibresi biraz batı yakasına kaymış durumda,Boston'ın 3 yıldızının uzun vadeli olmayan bir "tek" şampiyonluk proje takımı olduğu da söylenmiyor değil.Sormak lazım başarının,zaferin kokusunu almış bu profesyonel yıldızlar bu sene hemen 2. plana atılmayı hakediyorlar mı?
Posey kaybı benchi zayıflatabilir ama Posey'nin abartıldığı kadar üstün bir parça olduğunu düşünmeyenlerdenim,bazı maç Powe bazı maç Tony bazı maç ise E.House bench katkısını yeterince verebilecek parçalar.Rondo'nun gelişimi de göz önüne alındığında seneye Pierce'ı tekrar gözü yaş görebiliriz.

Hatta sezon öncesi öngörüsü yapayım utanmadan;
Rondo-MIP
Pierce-Finals Mvp

22 Ekim 2008 Çarşamba

Cuk


Sevmem bu tarz gazeteleri,seven de pek yoktur.Ama güzel tiraj yapıyorlar hani

Gecenin setleri



Villareal 6 : 3 Aalborg
S.Bükreş 3 : 5 O.Lyon
Fenerbahçe 2 : 5 Arsenal

20 Ekim 2008 Pazartesi

Koleston Sarısı



Karizmana hayrandık , naptın saçlarına hocam ya?

Kings Cross'da böyle gezme aman

19 Ekim 2008 Pazar

7 hafta : 2 puan



Premier lig takımları merchandise pazarında sayısız taraftar ürünü opsiyonu ile rakipsizdir şüphesiz...

İşte nostaljik bir Tottenham çalar saati,gayet şık.

J.Ramos her sabah erteliyor alarmı sanırım 5 dakika fazla uyumak için.

15 Ekim 2008 Çarşamba

Los capataces de Europa



Marca'nın Belçika galibiyeti manşeti...

"Avrupa'nın reisi" olarak adlandırmışlar milli gururlarını , haksız da sayılmazlar.Makine gibi işliyorlar , Avrupa futbolundaki özlenen İspanya yıllar sonra yakalanmış durumda.Bunun Raul'suz bir döneme gelmiş olması içimizi biraz burksa da şu an milli kalibrede en büyük kuşkusuz onlar.

Fakat başlıktaki Capataces'in Türkçe'de tam anlamı Jüri başkanı,heyet başkanı veya reis gibi bir anlam taşıyor.Burda Platini ve Fransız lobisine güzel bir gönderme var.

Sen misin Atletico Madrid'in sahasını kapatan?

Bu arada 2 maçlık saha cezası ertelenmiş durumda , en azından Liverpool maçı Calderon'da oynanacak.Bürokratik olarak Torres'in kanatlandığı yuvasına dönmesi için engel yok gibi gözüküyor Çarşamba günü.Tabi sakatlığı ciddi değil ise.Değilse de pornocu Heitinga işler gibi geliyor.

Estonya

Baltık ülkelerine anlam veremem , ne eski Sovyet esintileri taşırlar ne de komşuları İskandinav ülkeleri gibi renklidirler,biraz hüzünlenirim aslında onlar için. Alman işgalleri , Sovyet egemenlikleri derken en ufak Avrupa keşmekeşinde ilk soluk bu ülkelerde alınmıştır.Siyasi tarihleri gibi sporda da aynı dertten yanarlar...Litvanya'ya basketboldan kredi tanıdım, şimdi gelmiş geçmiş en klas 10 Avrupalı basketbolcuyu say deseler yarısının kütüğünde Litvanya yazar ,hadi buna büyük abisi diyelim Baltığın, Letonya desek Avrupa şampiyonasına bile yükseldi bizim sırtımıza basarak ,bu da küçük enişte desek...Ama Estonya nedir ya? Hani son torbadan Andorra veya Lüksemburg gibi takımlar varken çekmesek olurdu da bir tane yarım yıldızlarını gösterin futbola sundukları , cm'den falan bile olsa olur Tsigalko tarzı.

Resim de Sovyet egemenliğinden önceki ilk Estonya milli takımının plaj hatırası...Gurur duyuyorlardır bugün sanırım.

14 Ekim 2008 Salı

..................

I've been down and
I'm wondering why
These little black clouds
Keep walking around
With me
With me

It wastes time
And I'd rather be high
Think I'll walk me outside
And buy a rainbow smile
But be free
They're all free

So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home

I look around at a beautiful life
Been the upperside of down
Been the inside of out
But we breathe
We breathe

I wanna breeze and an open mind
I wanna swim in the ocean
Wanna take my time for me
All me

So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home

So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home

So maybe tomorrow
I'll find my way home
So maybe tomorrow
I'll find my way home

Stereophonics - Maybe Tomorrow

8 Ekim 2008 Çarşamba

İlk heyecan


Heyecanımız 1 yıl ötelenmiş olsa da...

Sonunda...